Yıllar önce küçük bir çocuk vardı. Ailesinin imkânları çok azdı. Okuyabilmek ve geçimini sağlayabilmek için kapı kapı dolaşır, ufak tefek işler yapardı.
Bir gün çok yorulmuştu. Karnı açtı. Cebindeki birkaç kuruşa baktı. Yiyecek almaya yetmiyordu.
Kendi kendine:
“Bir sonraki kapıyı çalayım, hiç olmazsa bir parça ekmek isterim.”
diye düşündü.
Kapıyı çaldı.
Kapıyı güler yüzlü bir hanım açtı:
— Buyur evladım, bir şey mi istedin?
Çocuk utanarak başını eğdi. Ekmek istemeye çekindi.
— Acaba… bir bardak su alabilir miyim?
diyebildi sadece.
Kadın çocuğun yorgun ve aç hâlini fark etti. İçeri gitti. Fakat su yerine büyük bir bardak süt getirdi.
— Al evladım, önce bunu iç.
Çocuk sütü yavaş yavaş içti. Yüzüne biraz renk gelmişti.
Mahcup bir şekilde sordu:
— Size ne kadar borcum var?
Kadın tebessüm etti:
— Hiçbir şey borçlu değilsin yavrum. Annem bana, yapılan iyiliklerin karşılığını insanlardan beklememeyi öğretti.
Çocuğun gözleri doldu.
— O zaman size sadece teşekkür edebilirim. Allah razı olsun.
Aradan uzun yıllar geçti…
O küçük çocuk büyüdü, okudu ve başarılı bir doktor oldu.
Bir gün hastaneye ağır hasta bir kadın getirildi. Doktor dosyayı incelediğinde kadının geldiği yeri görünce geçmişten bir hatıra canlandı.
Odaya girdi. Karşısındaki kişi yıllar önce kendisine süt veren o merhametli kadındı.
Doktor büyük bir gayretle tedavisiyle ilgilendi.
Günler sonra kadın iyileşti. Fakat hastane faturasını düşünüyordu.
“Kim bilir nasıl ödeyeceğim…” dedi içinden.
Fatura eline geldiğinde korkuyla açtı.
Ama üzerinde bir not vardı:
“Bütün hesap yıllar önce bir bardak süt ile ödenmiştir.”
Kadının gözlerinden yaşlar aktı.
Yıllar önce unuttuğunu sandığı küçük bir iyilik, en zor gününde karşısına çıkmıştı.
Unutma:
Yaptığın hiçbir iyilik kaybolmaz.
Sen unutursun, insanlar unutabilir…
Ama Allah hiçbir güzelliği unutmaz.
Bazen küçücük bir iyilik, yıllar sonra kocaman bir rahmet kapısı olarak geri döner.